Öğle Saatleri


Öğle Saatleri

İlk defa tanıştığım ve tanımakta bu kadar geç kaldığım için çok üzüldüğüm bir yazar Selçuk Baran. ‘Bir Ömür Nasıl Yaşanır?’ kitabında İlber Ortaylı, Türk Edebiyatı hakkında ‘çok benzer cümleler, tekrarlayan kelimeler’ olduğu yönünde diye bir eleştirisini dile getirmişti. Selçuk Baran adeta bu düşünceyi çürüten yazar olmuştur. Selçuk Baran’ın eşsiz kalemi ve sınırsız hayal gücü birleşince ortaya okunulması zevk veren öyküler çıkmıştır. Behçet Necatigil, Selçuk Baran için ‘keskin, belirgin çizgilerden kaçınan, belirsiz yaşantı parçalarını yazan bir yazar’ demiştir. Belirsiz yaşantı parçalarını yazdığı kısım kesinlikle doğrudur. Selçuk Baran öyküye ortadan girer, başını ve sonunu bile ortadan anlatmaya devam eder. Sanmayın ki bu sizi kafa karışıklığına götürür. Aksine o kadar açık ve yalın bir dile sahiptir ki; öyküleri okumakla kalmıyor, okuyunca zihninize kazıyor ve anladığınız içinde büyük bir verim alıyorsunuz.

Tam bahar aylarında keşfettiğim bu kitapta o kadar güzel bahar aylarını anlatmış ki, bana kalırsa hemen gidip bu ay içerisinde almalısınız. Betimlemesi, çiçekleri uzun uzun anlatması, sürükleyici hikayeleri  o denli zevkle okutuyor ki, ‘keşke hemen bitmese..’  diyorsunuz. Öykülerin yanısıra kendinden de parçalar koymuştur. Gözlemlediği insanları, analiz ettiği mahalleleri yazmıştır. Bunu yazarken de o kadar tadında bir kurgu koymuş ki, tüm kitap boyunca bir tebessümle okuyuveriyorsunuz. Öykülerin içinde insan karakterlerini tasvir, kadın-erkek olarak bakış açısını tamamlama, mekanı betimleme ve öykünün devamını merak etme güdüsü kitabın sürükleyiciliğini daha çok arttırıyor.

Selçuk Baran öğrencilik hayatından beri yazan bir kadındır. (Genç ve erkek sanıyorsanız, onunla ilk kez tanışanlar şu an şaşırmış olabilirler.) 1933 doğumlu olan Baran öce 1987’den 93’e kadar TRT radyo oyunları yazmıştır. Birçok öyküsü tiyatro sahnelerinde oynanmıştır. Bu süre zarfında elbette öykülerini de yazıyordu. Hukuk öğrencisi olsa da yazmaya derin bir tutku besliyordu. Avukatlık değil, hayatı boyunca yazarlık yaptı. Bu yazmanın verdiği tutkuyu da şöyle açıklıyor Selçuk Baran:
“Elinden gelse kağıtlara yazmaz, taşlara kazırdı bütün yaşamını. Sanki işi yaşamak değil de, uzak geleceklere yazıt bırakmaktı.” Selçuk Baran’ın ‘Sokaklarda’ başlıklı öyküsünde geçer bu alıntı. Ama bana kalırsa aslında karakterin yanında, kendi hislerini de yazmıştır. Selçuk Baran’ın öyküleri bir öykü değil, yazıttır. Çünkü yazmak öylesine ve ölesiye bir tutku ki, sadece kağıtlara yazmak yetmiyor. Yaşamımız da o oluyor, yaşayamadıklarımız da…


Bunlar da İlginizi Çekebilir



Hoşgör Köftecisi

“Orhan Veli'nin gözünde dünya nedir? Yaşamak nedir?” sorularını cevaplıyorsunuz onu okurken.

Daha Fazlasını Oku
Sputnik Sevgilim

Asıl kahramanlarımız bunlardır. Sumire yazar olma peşinden koşan genç bir kızdır. Bebekken annesini kaybetmiştir.

Daha Fazlasını Oku