Falaka


Falaka

Türk edebiyatında Ahmet Rasim’in yeri oldukça derindir. Capcanlı tümceleri ve akıcı dili ile dönemine göre aydın bir kişiliktir. Kitabına geçmeden önce -ki kitabı da zaten kendi çocukluğudur.- Ahmet Rasim’i daha yakından tanıyalım:

Yazar, 1864 yılında İstanbul’un Fatih ilçesinde dünyaya gelmiştir. Babası, kendisi doğmadan ailesini terketmiştir. Kitapta çokça bahsi geçen Nevbahar Hanım (annesi) tek başına yetiştirmiştir oğlunu. (Kitapta bir dadısını bir de siyahi süt annesini eklemiştir.)  Annesi, Ahmet’in okumasını çok istemiş ve çok acele ettirmiştir. Ahmet Rasim bunu da kitapta çokça dile getirmiştir. Çok erken yaşta mektebe gitmiştir. Ve üstün başarısından dolayı da hep birinci olmuştur. Ama Ahmet Rasim sadece çalışkan değil, çok da zeki bir çocukmuş. Müziğe, resme, edebiyata ilgisi taa o zamanlardan başlamış. Ve her yazar gibi kendini hiçbir işe ait görememiş, memurluk hayatını reddetmiştir.

Yazı yazmaya başlamıştır. Ahmet Rasim’in ilk yazısı da Tercüman-ı Hakikat gazetesinde yayımlanmıştır. Peşi sıra kesilmeyen serüven bu şekilde başlamıştır. Gazetecilik ile uğraşmaya başlamıştır. Ceride-i Havadis’te fenni konularla ilgili yazı yazmış ve tercümelerde bulunmuştur. Yetenekleri sadece sınırlı olmayan, müziğe de büyük bir tutkusu olan Ahmet Rasim, bestekarlık da yapmıştır. Günümüzde de adı pek duyulan Tatyos Efendi ile çok sıkı bir arkadaşlığı olmuştur.
“Bu akşam gün batarken / Sakın geç kalma, erken gel” dizeleri ile başlayan güftesi günümüze kadar gelen eserlerindendir. Sanmayın ki kendi dünyasında avare bir yazar…

1898’de Malumat Gazetesi tarafından Suriye’ye yollanmıştır. 1916’da da Sabah gazetesi tarafından harp muhabiri olarak Romanya cephesine yollanmıştır. Daha sonrasında ise Gazi Mustafa Kemal tarafından İstanbul’da milletvekili olarak görevlendirilmiştir.

Böyle bir adamın çocukluğunu birinci ağızdan okumak çok heyecan ve keyif vericidir. Kitaba dair beni en çok etkileyen husus, o zamanın insanlarının hurafe içerisinde olması oldu. Cahilliğin diz boyu olduğu dönemler... Çocuklar falakaya yatırılıyor, (hatta falakada ölen çocuklar bile oluyor) batıl inancın haddi hesabı yok. Çocuklar korku ve dehşet içinde büyüyorlar. Hatta Ahmet Rasim bir kere hasta oluyor ve bunun sebebini cinlere bağlıyorlar. Evden taşınıyorlar. Bir çocuk için ne kadar travmatik de olsa Ahmet Rasim büyük bir olgunluk ve mizah diliyle, çocuk aklıyla o zamanki düşüncelerini yazıyor.

Toplum ve aile yaşantısı elbette çocuk için büyük ölçüde etkilidir. Ama Rasim’in yetiştiği topluma ve aileye bakarsak ve onun kişiliğine bakarsak şu sonuca varabiliriz: Ahmet Rasim çok özel bir kişidir. Ta o zamandan ruhunda, zihninde ufuk açıcı bir yanı vardı. Karaları bağlayıp, ah vah etmemiş, o çocuk aklıyla izlemiş, görmüş, gözlemlemiştir.


Bunlar da İlginizi Çekebilir



Çakıcı'nın İlk Kurşunu

Birinci bölümde Sabahattin Ali'nin daha önce bir yerde yayımlanmamış hikayeler vardır. İkinci bölüm şiir ağırlıklıdır. Üçüncü bölüm ise makalelerden oluşuyor.

Daha Fazlasını Oku
Sergüzeşt

Kafkasya'dan kaçırılan dokuz yaşındaki minik Dilber kırk liraya Mustafa Bey'in evine satılır. Görevi ise halayıktır.

Daha Fazlasını Oku