Savaşçı


Savaşçı

Doğan Cüceloğlu bir seminere katılır ve semineri bittiğinde bir beyefendi telaş, heyecan ve kaygıyla onu durdurur. Bir sorusu olduğunu söyler. Doğan Hoca dinler ve bu kişiyi ilgi çekici bulur. Adı Arif olan bu bey 30’lu yaşlarda bir öğretmendir.
“Kendimi kaybolmuş hissediyorum. Aptal gibiyim. Ve neden böyle hissediyorum, bilmiyorum.” der. Doğan Cüceloğlu ise adamın bu berraklığından etkilenir ve onunla düzenli olarak her hafta buluşmaya başlar. Aslında biz okuyucular da bu kitapta, bu buluşmalarda neler konuşuldu onu okuyoruz.

Kaybolmuş bir insanın kendini bulma macerası diyebiliriz. Halil Cibran’ın dediği gibi, “Ruha giden yolu buldum” değil de “Yolumda yürüyen ruhumla karşılaştım” deyin. Kendini bulmanın, yolunu çizmenin maddelerini sıralıyor Doğan Hoca. Bir insanın nasıl kişisel bütünlüğünü sağlayabileceği sorusuna cevap arıyor. (Paulo Coelho’nun Simyacı’ndaki Kişisel Menkıbesini hatırlattı bana.) Doğan Hoca ‘kendini bulmanın yolu savaşmaktan geçer’ diyor. O yüzden de kitabın adına ‘Savaşçı’ diyor.

Her kesimden, her meslekten, ebeveynlikten, okuldan, öğrenciden, her yaştan, ırktan örneklerle dolu bir kitap. Doğan Cüceloğlu, okuyucunun ve Arif Öğretmenin anlaması için sürekli olarak yaşanmış olayları psikolojik tahlillere dökmüştür.

Örneğin disiplini anlatır. Disiplin denilince sadece düzenli, titiz veya dakik kelimeleri aklınıza gelebilir ama saygı disiplini de vardır. Mesela biriyle konuşurken, “sus artık” demiyorsak ya korktuğumuzdan ya da ona gösterdiğimiz saygıdandır. Bu da bir disiplindir aslında. Patavatsızlık ve kişisel bütünlüğü yüksek olan insan nasıl ayırt edileceğine değinir kitap. Kişisel bütünlüğe erişmiş insan, hayır demesini bilir. Kendisinin ilgilenmediği konulara ilgileniyor -muş gibi davranmaz. Kendini bulmuştur. Niyeti saftır ve içinde barındığını saklamaz. Uygun bulmadığı ve kendine uymadığı bir şeyi başkasına ayıp olur diye yapmaya zorlamaz. Kısacası kendine saygısı vardır. Patavatsızda ise durum şöyledir; Sözlerinin kime dokunacağını, nereye varacağını düşünmeden saygısızca konuşur. Ahlak kuralları zayıftır. Empati yoksunudur. Bir kesim nezaket çerçevesi içinde kendi özsaygısıyla hareket ediyor iken diğeri asalak bir biçimde, şuursuzca hareket etmektedir.

Doğan Hoca adeta tığla işlemiş gibi ‘bir insan nasıl kendini bulabilir?’ diye aşama aşama anlatmıştır. 15 yaşından itibaren okunması gerektiğini düşünüyorum. Her kesimin, her insanın okuması gerekir.


Bunlar da İlginizi Çekebilir



Theo'ya Mektuplar

. Lakin bir süre sonra yine sesler ve hayaller devam etmiştir. (Kulağını da bu süre zarfında kesmiştir. Ve kulağını bir hayat kadınına vermiştir.)

Daha Fazlasını Oku
Ophélia'ya Mektuplar

Pessoa'nın sevgiye bir muhtaçlığı olduğunu hissettiriyor. Bazı yerlerde artık saf sevginin değil, kıskançlığın, takıntılığın hakim olduğunu göreceksiniz.

Daha Fazlasını Oku