Sözde Kızlar


Sözde Kızlar

Sanat ya sanat içindir ya da toplum için. Peyami Safa ise bunun her ikisini de aynı anda kullanmayı başarmış bir yazardır. Kitabın ilk sayfaları biraz Yeşilçam havasını anımsatsa da, Peyami Safa tabiki kolayına kaçıp zengin oğlan, fakir kız edebiyatına girmemiştir. Aksine, karakterine ve kendi aklına saygı duyan bir kadın karaktere yer vermiştir. Değerlerini koruyan, çevresindeki sahte moda tutkunlarına karşı dik duruş sergileyen hanım Mebrure vardır.

Kitap aslında babasını arayan genç bir kızın (Mebrure) öyküsüdür. Babası Yunan saldırılarının ardından kaybolmuştur ve ailesi yağmalanmıştır. Bunun üzerine Mebrure babasını aramaya koyulur ve İstanbul’a uzak bir akrabasının yanına gider. Mebrure her gün yola çıkar ve herkese, her devlet dairesine babasını sorar. İpuçları alsa da babası sürekli yer değiştirir konumdadır ve bulamaz.

İstanbul’da kaldığı evde her gün partiler düzenlenmektedir. Sosyete hayatı yaşayıp, bol içkili, bol danslı bir ortam vardır.  Mebrure çevresine baktığında gördüklerine üzülür. İnsanların tek derdi, yarın ne giyeceğidir. Kızlar abes bir makyaj ve abartılı kıyafetlerle dolaşıyor, erkekler ise her önüne gelen hanımla laubali konuşmalar sergiliyordu. Yapmacık konuşmalar, sahte kahkahalar, iftira ve dedikodular havada uçuşuyordu. Kızların tek amacı bir erkek bulmak, erkeklerin tek amacı ise gününü geçireceği bir kız bulmaktı. Evin hanımının oğlu Behiç ise bizim ana karakterimiz Mebrure’yi tuzağına düşürmek ister. Klasik bir Türk kitabı elbette bu ilişkiyi yazardı. Behiç kötü kalpli, çapkın bir zengin. Mebrure yoksul, güzeldi. Sonrasında adam gerçekten aşık olurdu ve çok iyi birine dönüşürdü. Kız da zaten hayatı boyunca beyaz atlı prens beklediği için mutlu bir evlilik olurdu. Ama Peyami Safa o şekilde yazmıyor. (Peyami Safa’yı özel kılan husus da bu.) Peyami Safa kitabı şu şekilde özetliyor:

“Yazık, güzelleşmek istiyorsunuz, halbuki iğrenç kılıklara giriyorsunuz. Her zaman aynı simalar,  aynı tip kıyafetler... Ne bir yeni zekâ, ne bir yeni eğlence, ne bir yeni hâdise…”

Kitap 1923’de yayımlandı ve bir asırdır biz bu kitabı yaşıyoruz.


Bunlar da İlginizi Çekebilir



Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat

18 yaşına kadar evden çıkmayan kız çocukları, eğitimli olmasın diye okuma yazma öğretilmemesi, ancak koca bulursa evden çıkabileceği, erkeğe her şey serbest ve gurur vericiyken kadınlara her şey leke gibi sürülmesi…

Daha Fazlasını Oku
Kuyucaklı Yusuf

1903 senesinde Aydın “Kuyucak” köyünde bir aile katliamı gerçekleşir. Bu katliamda Yusuf sağ çıkar. Olay yerine gelen Kaymakam, Yusuf'un farklı, soğukkanlı bir çocuk olduğunu anlar.

Daha Fazlasını Oku