Alacakaranlık


Alacakaranlık

İran edebiyatının en yasaklı yazarı ama aynı zamanda Modern İran edebiyatının da kurucusu sayılan Sadık Hidayet. Kitaplarını okuduğunuzda sizi beyin fırtınasına zorlayıp; felsefeyi, edebi zevki sonuna kadar yaşatmaktadır. Şunu kesine yakın bir varsayımla söyleyebilirim ki; Sadık Hidayet görüp görebileceğiniz, okuyacağınız ve tanıyacağınız en uç yazardır. Karanlık ve rutubetli bir kalemi vardır. Okuduğunuz cümleleri iki kere okursunuz ve üstünde durmaya başladığınızda bildiğiniz şeylerin yanlış olduğunu düşünmeye başlarsınız. Zihnini, yoğun zekasını ve ruhsal sancılarını kaleme bu kadar iyi yansıtan başka bir yazar henüz tanımadım…

Kitap yedi öyküden oluşmaktadır. Bana kalırsa gurme bir kitaptır ve herkese hitap ettiğini düşünmüyorum. Sadık Hidayet zaten başlı başına özel bir yazardır. Bu kitabındaki yedi öykü de yedi ayrı mesaj içermektedir. Erkeğini kaybeden kadın adlı öyküsü, İran kadınlarının sorunlarına açılan bir öyküdür. Bunu tabiki kendine has bir dille yansıtır. Arada ruhun olup olmadığını, ruha yapışan aşkın geçici mi kalıcı mı olduğuna değinir. En toplumsal yazısında bile bireyin varoluşuna inen bir tarafı vardır… Diğer kalan 6 öyküsü insanı gerçekten gizemli, mistik bir yolculuğa sürüklüyor. Bilim kurgu ve yoğun hayal gücüyle yazılmış hikayelerdir. “Sağlıklı bir zihnin yazamayacağı şeyler.” desem yeridir.

Sadık Hidayet’i bilen insanlar onun Ömer Hayyam’a olan düşkünlüğünü de bilir. Dua adlı öyküsü İslam Öncesi İran’ında bir Zerdüşt mezarlığında geçer. Cesetler, kendi ruhlarıyla görüşür. Hayata, ahirete ve ölüme dair bir konuşma gerçekleşir. Konuşmalar adeta Ömer Hayyam’ın düşünceleridir. Bir başka öyküde ise (Perde Arkasındaki Bebek) vitrindeki cansız bir mankene aşık olan adamı anlatıyor. Sadık Hidayet’in kalemi ne diye sorsalar şüphesiz şöyle derdim:
Deliliğin sınırındaki bir adamın yazdıklarıdır…


Bunlar da İlginizi Çekebilir



Otomatik Portakal

Anthony Burgess tarafından 1962’de yazılan bu kitap, kara komedi, kara hiciv anlayışında yazılmıştır.

Daha Fazlasını Oku
Kızıl

Stefan Zweig’ın 1908 yılında 26 yaşındayken yazdığı kitabıdır. Tam da Zweig‘ın yolunu bulmaya çalıştığı zamanlar...

Daha Fazlasını Oku